4 Ocak 2007 Perşembe

BEKLENTİ

marihunaya konan arı, kafayı bulucak elbet. fazla aramasına gerek yok.
ve kovanları karıştırması doğal, bulduktan sonra kafayı. yanlış kovana girdiğinde eve dönüşte, yanlış kovanın erkekleri tutup koparıcaklar şeyini -olmasa da- iki kanadını. doğa böyle bi şey. kopmuş arı kanatları var orada burada, göremiyosak biz, olmadıklarından diil; çok küçükler.

master okuluma gidicem, iletişim hocamla bi tek benim aldığım dersi yapıcaz. son derece hızlı okuduğum kitabından aldığım notlar çantada, başlangıç cümlelerim kafamda. gittim fakat hocam gitme eyleminde benden erkenci. yapamadık.

starbucks’taki kahve haddinden fazla koyu. küçük boyunun yarısını içtim, birine yardım için bi’kaç broşür, kitap ayracı olarak kullandığım uzun karıştırma çubuklarından da yeni bi tane yürütüp çıktım okuldan. gene aynı hikaye; taksiye mi binsem, başka bi şeyle mi gitsem? taksiye yönelmişken, sürücünün 80 yaşı zorlamakta olduğunu sezdim, geri döniyim dedim fakat çok geçti. ner’den gitmek isterim bakırköy’e? açık bi yerden. çabuk gidelim. tüm yolculuklardan nefret ederim. ‘o zaman 9’dan gidelim.’ gidelim. fakat tek yön yolda geri dönmemiz gerekiyo neresiyse artık o dokuz, dokuz yoluna girebilmemiz için. bi miktar gerildim haliyle. 80 yıl boyunca bugünü beklemiş olası bir kalp krizinin gerçekleşmesi durumunda e5 üzerinde ters giden taksinin müşterisi olarak dokuza varamadan sekizde sekiz ölüyüm. neyse ki girdik 9 yoluna. ataköy’ün ara sokaklarından bakırköy’e, yolculuğumuz. bi ara para bozdurmak geldi taksici dedenin aklına, kimi akrobatik hareketlerle hareket halindeki dolmuşun biriyle tam para-bozuk para değiş tokuşu yapmaya kalktıysa da başaramadı. yardım etmeyi önerdim, kabul etti. kenara çektik, indim, tamı verdim, bozukları aldım. hayati bi başka tehlikeyi de böylece atlattım. yaşam öyküsünü anlatmaya ve bu yüzden de ikinci vitese geçti taksici dede, yaklaşık kırk beş dak’kada ulaştık bakırköy’e. bana, iyi bi karı seçmemi, çocuklarımı da iyi yetiştirmemi nasihat etti inerken. merak etmeyin, dedim saçmalayarak.
u2e mesaj gönderdi bugün. ankesörlü telefondan! böyle bi hizmeti var artık tt'nin. merak edip karşılık yazdım. ulaşmış olamaz herhalde. kaybolmuş da olamaz. hiçbi'şey kaybolamadığına göre... ne olmuş olabilir peki?

pazara kar ümit ediyoruz. ido’nun yalancısıyım. haberlerde duymuş. gayet de yoğun yağıcakmış. yağmak için doğru bi seçim pazar. pazartesi de tatile aday böylece. kar-tatilsiz kış olmaz ki. sevimli olmaz.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home

<
 8o  XML� 
Image Hosted by ImageShack.us