KBB
hoş geldin kbb rezaleti!yıl sonunun sürprizi! böyle bi ihtimal aklımdan bütünüyle çıkmıştı. son zamanlarda ce ee yapıp kaybolan ve ‘artık böyle nezle olucam demek ki. ne hoş!’ yanılsamasına kapılmama neden olan kuzenlerden biriyle karşı karşıyayım. kendisi çok ciddi. görünüp kaybolmaya niyeti yok. önce, burnumun sol deliğinin derinliklerine geldi, oraları dolaştı, beğenip konuşlandı; sonra egemenliği altına alıcağı yeni yerlerin keşfine çıktı: boğazım! ne bu? grip mi, nezle mi, o aileden olduğu belli; hangisi? dün, tüm barışçılığımla gelişlerini kutladığım taze soğukların hediyesi mi? bi haftada atlatmam lazım. zaten pek işe yaramayan 6’da bitirmem lazım bunu. 7’ye sağlam girilmeli.
‘n’aparım da iptal ederim randevuyu?’ sıkıntısındayken ben ve ‘n’apalım artık; gidip, korkup, doldurtup gelicez’ diye teslim olmuşken telefon etti dişçi. abartılmış nezaketiyle randevumuzu bi saat sonraya atıp atamıycağımızı soruyo. bi kbb saldırısıyla karşı karşıya olduğumu, zaten vücudumun, bugünün diş doldurtmak için hiç de doğru bi zaman olmadığını düşündüğünü, aramakla ve ötelemeyi önermekle ne iyi ettiğini, yeni bi randevu için onu sonra arıycağımı dile getirdim.
öz’le buluştum dişçi yerine. öğleden sonranın akşamüstüne kadarı öz’le geçti. buluşmamıza neden olan, çantasını dün iş çıkışında iş yerinde unutmuş olması. iş yerine yakın oturan kişi olarak gidip korumaya almıştım.
eve dönerken taze soğuklara ve ağaçlara baktım. cumaya elimde olucak ışıklı dünya modelimi hayal ettim. bi ara çok daha büyük bi dünya modeli almayı, onu uzun kitaplığın yanındaki koltuğun yerine koymayı, akşam olduğunda ışığını yakmayı, diğer bütün ışıkları kapatmayı, çok mutlu olmayı hayalledim. ‘mutlaka, kendi çevresinde dönenini de yapmıştır birileri. evet!’ aslında, işte onlardan bi tane bulup almak gerektiğini düşündüm.
sonra akşamüstü uykusu, sonra akşam.

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home