TERAĞZİĞ

çiçekler açıyodu bugün suratımda. ben de yadırgadım. bi ara, n’oluyosun, diye de sordum kendime. aman ne biliyim, dedi.
tozutuyo muyum?
hnd’nin bazı ppt sunuları hazırlaması gerekiyomuştu dün aradığında. bugün, onları, hazırlandı ilan etmek için bize geldi. ve ancak, bi yerden bulmuş işine yarar sunular; bulduklarını düzelttim bi miktar.
sinirleri sağlamlaştıran bi vitamin vermiş annesi. bi haftadır keyfi gayet yerindeymiş. üstelik çok geç yattığı halde, sabahları gülücüklerle uyandığından ve bunu gün boyunca sürdürdüğünden, insanların ona bu aralar ‘hayrola, neyin var?’ dediklerinden söz etti. bi tane yuvarladım tabii ki. ben de alıcam yarın. bugünlük iyilik, yarın için hiçbi’ şeydir çünkü. mucize mi bekliyorum peki? evet. hep mucize beklerim. mucizelere hep inanmışımdır. mucize beklentisi insanın ayarını yapar. mucize beklemezsen yaşlanırsın. tabii, mucize beklerken de yaşlanırsın… eninde sonunda yaşlanıcağına göre süreyi uzatmak çok mantıklı.
bu ara, aynaya baktığımda yüz kemiklerimin 30’a yaklaştığını görüyorum. bi anlamda çirkinleşme de diyebiliriz buna. az miktardaki saçım çok miktarda uzadığından da olabilir aynadaki memnuniyetsizliğim. dönüp arkasından bakmam bu ara kendimi sokakta görsem.
babam ve hnd, el birliğiyle bana eş ayarlamaya çalışıyolar. aday adayı (ki muhteris olduğu bilgisi ulaştırıldı hnd tarafından ve ama güvenilmez, abartıyo; ya da hiç iyimser olunmasın [ben de kötümser olmiim] yalan söylüyo olabilir. kız bundan (ve benden) habersizdir hatta. bilemiyoruz.
evlendirilebilir miyim apar topar?
başaramazlar herhalde bunu.
büyük sorunlarım var: biri benden 20, diğeri 33 yaş büyük! ve bugün çok yorulmuşlar; şu anda aynı kanepede ayak ucu pozisyonunda horulduyolar. uyurken çok şekerler.
televizyonda rauf denktaş. mağusa diyip duruyo magosa’ya. yoksa ben mi magosa diyorum mağusa’ya? bununla birlikte kendisi kıbrıs’a da ‘kıprıs’ dediğinden yanılan tarafın o olması kuvvetle muhtemel. güçlü olasılık ya da.
günün repertuarında sık tekrarlanan şarkı, dün ve ondan önceki gün de olduğu gibi ilhan irem tonundan terazi. ‘bu nasıl bir denge böyle / söyle sevgilim söyle … yoksaaa yoksa bu dünya terağziğ mi / zamanlar bir şeyleriii tartaar gibiii’
tozutuyo muyum?
hnd’nin bazı ppt sunuları hazırlaması gerekiyomuştu dün aradığında. bugün, onları, hazırlandı ilan etmek için bize geldi. ve ancak, bi yerden bulmuş işine yarar sunular; bulduklarını düzelttim bi miktar.
sinirleri sağlamlaştıran bi vitamin vermiş annesi. bi haftadır keyfi gayet yerindeymiş. üstelik çok geç yattığı halde, sabahları gülücüklerle uyandığından ve bunu gün boyunca sürdürdüğünden, insanların ona bu aralar ‘hayrola, neyin var?’ dediklerinden söz etti. bi tane yuvarladım tabii ki. ben de alıcam yarın. bugünlük iyilik, yarın için hiçbi’ şeydir çünkü. mucize mi bekliyorum peki? evet. hep mucize beklerim. mucizelere hep inanmışımdır. mucize beklentisi insanın ayarını yapar. mucize beklemezsen yaşlanırsın. tabii, mucize beklerken de yaşlanırsın… eninde sonunda yaşlanıcağına göre süreyi uzatmak çok mantıklı.
bu ara, aynaya baktığımda yüz kemiklerimin 30’a yaklaştığını görüyorum. bi anlamda çirkinleşme de diyebiliriz buna. az miktardaki saçım çok miktarda uzadığından da olabilir aynadaki memnuniyetsizliğim. dönüp arkasından bakmam bu ara kendimi sokakta görsem.
babam ve hnd, el birliğiyle bana eş ayarlamaya çalışıyolar. aday adayı (ki muhteris olduğu bilgisi ulaştırıldı hnd tarafından ve ama güvenilmez, abartıyo; ya da hiç iyimser olunmasın [ben de kötümser olmiim] yalan söylüyo olabilir. kız bundan (ve benden) habersizdir hatta. bilemiyoruz.
evlendirilebilir miyim apar topar?
başaramazlar herhalde bunu.
büyük sorunlarım var: biri benden 20, diğeri 33 yaş büyük! ve bugün çok yorulmuşlar; şu anda aynı kanepede ayak ucu pozisyonunda horulduyolar. uyurken çok şekerler.
televizyonda rauf denktaş. mağusa diyip duruyo magosa’ya. yoksa ben mi magosa diyorum mağusa’ya? bununla birlikte kendisi kıbrıs’a da ‘kıprıs’ dediğinden yanılan tarafın o olması kuvvetle muhtemel. güçlü olasılık ya da.
günün repertuarında sık tekrarlanan şarkı, dün ve ondan önceki gün de olduğu gibi ilhan irem tonundan terazi. ‘bu nasıl bir denge böyle / söyle sevgilim söyle … yoksaaa yoksa bu dünya terağziğ mi / zamanlar bir şeyleriii tartaar gibiii’

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home