S.A. AĞLAMAK GÜZELDİR, TRACK 1

yalnız uyanmaktan çok hoşlanan insan, 1’e doğru yalnız uyandı. sabahları (ya da her ne vakit uyandıysa) ilk on dakika kimseye tahammülü yoktur, bunu biliyo olmalısınız. bilmiyo musunuz? demek ki yenisiniz. sabahları (ya da her ne vakit uyanıyosa) size de tahammülü olmıycaktır. lütfen üstünüze alınmayınız. ya buyurup alınınız. kendisi bunu, kafaya takılıcak bi mesele olarak görmez. çünkü kendisi dünyanın, onu temize çıkaran manyaklarla dolu bi yer olduğunu; o manyakların yanında kendisinin talep ettiği ufak tefek lükslerin lüks bile sayılmıycağını düşünür. istediği fazla bi şey diildir: alt tarafı, uyandığında yanında olunmaması. kötü zamanlardır uyanma zamanları. aslında sizden istediği kötü gününde kendi işinize bakmanız. iyileşir iyileşmez size tutkuyla uzanıcak, hatta açsanız kahvaltınızı hazırlıycaktır.
internetin aklın sınırsızlığını bile zorlayıcı sınırlara ulaştığını düşündü bugün uzun uzun. niye taze ekmek yok, diye düşündü. gidip taze ekmek almayı düşündü. yarımşar iki paketten nerdeyse bi paket sigarası olduğunu düşündü; bu yüzden ekmek almamayı düşünüp almamaya karar verdi. artık bi sevgilisi olması gerektiğini düşündü bi ara. kendine hak verdi. hemen ardından asla bi sevgilisi olmaması gerektiği, sevgilinin gereksiz bi şey olduğunu düşündü. kendine hak vermekte gecikmedi. gittikçe bozulduğunu düşündüğü ilk zamanları düşündü; son zamanlarda, bu ilk zamanlardan daha çok bozulup bozulmadığını; ya aslında, evet, bi miktar daha bozuldum’u düşündü. tamamen bozulup bozulmıycağını düşündü, bi kenarda mutlaka tuttuğu ve arada dönüp cilaladığı mantığının onu tamamen bozulmaktan koruycağını, yüksekten diil de ordan düşmekten korkan aklının güvensiz bi uçuruma yaklaşmıycağını düşündü. kendimi mi kandırıyorum’u düşündü. kendimi kandırmıyorum’u düşündü.
fh’yi düşündü. fh hala uyuyodur; bundan eminim’i düşündü. fh’yi uyandırmayı; ama yok, hafta kaç pazar var ki’yi düşündü. bi kere de gece yarısından önce duş almayı düşündü. otur oturduğun yere, ne duşu’yu düşündü. bloglarını, 31 çekmeyi, 31’i hemen çekmeyi, yok, sonra çekmeyi, kahve içmeyi, kahve yapmayı, kahvenin biraz şekersiz yaptığını, erken saatte demlendiğinden artık ılımış çayı ısıtmayı, çayın çok şekerli olduğunu düşündü. daily motion videolarını gaypoint’e nasıl ekliyceğini, herhalde bunun çok zor olmıycağını düşündü.
bütün işleri bitirip düşünmeye oturduğu ilk zamanları olan 13 yaş civarını, o civardan aklında kalan otobüskoltuğundaoturanveonubunudüşünençocuk adlı görüntüsünü düşündü.
pazarın çok hızlı geçtiğini, bunu düşündüğünü, zamanın izafi olduğunu söyleyen einstein’ı kaç kez düşündüğünü düşündü.
bazen düşüncesiz olmakla suçlandığını düşündü. evet, bazen düşüncesizim’i düşündü sonra ve yeter bu kadar yazdığım sanki’yi düşündü.
internetin aklın sınırsızlığını bile zorlayıcı sınırlara ulaştığını düşündü bugün uzun uzun. niye taze ekmek yok, diye düşündü. gidip taze ekmek almayı düşündü. yarımşar iki paketten nerdeyse bi paket sigarası olduğunu düşündü; bu yüzden ekmek almamayı düşünüp almamaya karar verdi. artık bi sevgilisi olması gerektiğini düşündü bi ara. kendine hak verdi. hemen ardından asla bi sevgilisi olmaması gerektiği, sevgilinin gereksiz bi şey olduğunu düşündü. kendine hak vermekte gecikmedi. gittikçe bozulduğunu düşündüğü ilk zamanları düşündü; son zamanlarda, bu ilk zamanlardan daha çok bozulup bozulmadığını; ya aslında, evet, bi miktar daha bozuldum’u düşündü. tamamen bozulup bozulmıycağını düşündü, bi kenarda mutlaka tuttuğu ve arada dönüp cilaladığı mantığının onu tamamen bozulmaktan koruycağını, yüksekten diil de ordan düşmekten korkan aklının güvensiz bi uçuruma yaklaşmıycağını düşündü. kendimi mi kandırıyorum’u düşündü. kendimi kandırmıyorum’u düşündü.
fh’yi düşündü. fh hala uyuyodur; bundan eminim’i düşündü. fh’yi uyandırmayı; ama yok, hafta kaç pazar var ki’yi düşündü. bi kere de gece yarısından önce duş almayı düşündü. otur oturduğun yere, ne duşu’yu düşündü. bloglarını, 31 çekmeyi, 31’i hemen çekmeyi, yok, sonra çekmeyi, kahve içmeyi, kahve yapmayı, kahvenin biraz şekersiz yaptığını, erken saatte demlendiğinden artık ılımış çayı ısıtmayı, çayın çok şekerli olduğunu düşündü. daily motion videolarını gaypoint’e nasıl ekliyceğini, herhalde bunun çok zor olmıycağını düşündü.
bütün işleri bitirip düşünmeye oturduğu ilk zamanları olan 13 yaş civarını, o civardan aklında kalan otobüskoltuğundaoturanveonubunudüşünençocuk adlı görüntüsünü düşündü.
pazarın çok hızlı geçtiğini, bunu düşündüğünü, zamanın izafi olduğunu söyleyen einstein’ı kaç kez düşündüğünü düşündü.
bazen düşüncesiz olmakla suçlandığını düşündü. evet, bazen düşüncesizim’i düşündü sonra ve yeter bu kadar yazdığım sanki’yi düşündü.

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home