NASI Bİ ŞEY?
“ayrıntılar yarın.” demiş ve gitmişim. hatta hatırlıyorum; ne duyulan geçmiş’i! direk(t) bilinen geçmiş zamanda yaptım bunu. “ayrıntılar yarın.” dedim ve gittim. böyle boklar yediğim görülmüştür. sıkışınca ertelemek!bugün, dünle ilgili ayrıntı veresim yok elbette. belki biraz özet…
öğleden sonra yüksek lisansla ilgili uyku kaçıran bazı sorunlarımı çözmek üzere -yeni- okula gidicektim. dolerean’e yanlış tarih yazdım. gelecek yerine -eski- okula gittim. kimseyi görme niyetim yoktu tabii ki. pek kimseyi görmekten hoşlanmam. ağaç, bank, çöp kovası, tabela, panolardaki not durumları, yerdeki yapraklar, havanın kokusu, okul çayının yıllardır değişmeyen tadı gibi şeylerle ilgilendim.
işe dönmeyerek eve geldim, iki satır madam bovary okudum ve peşinden uzun gündüz uykusu… akşam yemekte hnd vardı. sonra sokak, saçma sapan semt pastanesi, semt pastanesinin geçe kalamaması ve kapanması, sonra da yirmidörtsaataçık mcdonald’s.
sabaha doğru ama hala çok karanlıkken uyandığımda, kafamda yıldızlar yanıyodu. “buldum!” diye açtım gözlerimi. roman için muhteşem bi fikir, bulunan şey. unutmiim unutmiim unutmiim, diyceeme kalkıp yazsaydım, şimdi unutmamış olucaktım. rüyadan aklımda kalansa üç harf: ‘die’ ya da başka dizimle ‘dei’. ve bu harflerin sol üstünde köşesinde kırmızı, yeşil ve çok da görkemli sayılmaz, kendi halinde yanıp sönen havai fişekler.
işe psi ile kavga etmek üzere gittim. onun da benimle kavga etmek üzere geliceğini düşünerek ve biraz da bunu isteyerek. gün boyunca haftalık olağan toplantı saatini bekledim, acaba nasıl saldırıcak varsayımları kurdum. son on dakika geçmek bilmedi hatta. biraz da erken sürükledim ido’yu toplantıya. ve hayal kırıklığı! psi saldırmadı. aptal bi sevimlilik giyinmişti hatta. gereğinden fazla ve aslında kavga sebebi olucak biçimde samimiydi. bi ara, "n’oluyo? niye böylesiniz. böyle olmayın. böyle olursanız, etmeye programlandığım kavgayı kiminle edicem? yalvarırım." diyesim bile gelmedi diil. kıvrandım.
30 yıldır -evet, mübalağa ediyorum, baştan aklın başta olmadığı üç yılı atıp 27 diyelim- dinlediğim ‘işte öyle bir şey’ şarkısının ‘hani ıssız bi yoldan geçerken’le başlayan ve peşinden bi yığın hani’yle benzetmeler yapılan nakarat yerlerini hala ezberleyemediğimin farkına vardım. bi’kaç kez dinleyip mantıklı eşleştirmeler yoluyla öğrenmeye çalıştımsa da başaramadım. galiba çiğdem talu’nun kurduğu bağlantılarda bi hata var. hani ıssız bi yoldan geçerken, telaş mı duyucam, korku mu; hani yıldızlar yanıp sönerken, bi yıldız mı kayıcak -ki muhtemelen öyle- ama o kayarken ben niye telaş duyucam gibi sorunlarım var. aslında daha en başında başlıyo şarkıyla problemim: seni düşündüm dün akşam yine’den sonra içime bi şey doğması ya dolması gerekiyo. o şey ne?
akşam disco’daki bazı mesajlarım moderatör tarafından silinince, “evet, sizi kabul ediyorum; hayır, sizi kabul etmiyorum; kapı açık, ne demek buy’run çekin gidin” ve saireyle alakalı admin’e istifa dilekçesi yazdım. asıl işten istifa edemiyosan, hobinden edersin; bu, seni bi süre idare eder. maksat, içe su serpmek.
yarın fh’ye gidicem.
büyük ihtimalle…

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home