7 Aralık 2006 Perşembe

297?


yüksek lisans derslerine devam eden çocuğa bi alkış istese ya cocacolalight reklamı.

nihayet gitmeyi başardım.
kendimi şiddetle kutluyorum. kutlamamın güdülenmeme neden olmasını diliyorum.

akademik akademik konuşan kimselere tekrar ne zaman sinirlenmeye başlıycağım ise merak konum. umarım bunun için yeterince vaktim olur. şımarık kendimle baş etmek, mutsuz kendimle baş etmekten daha kolay.

günlüğün ilk zamanlarında bahsini geçirdiğim pigme ki markette ardışık biçimde kafasına çarpmış, ayağına basmış, alnını tırnaklamıştım, bugün yolda birden önümde bitti. eziyodum. refleksimle kurtardık kendisini.

çöp toplayıcısı ya da mevsimlik işçi diyebiliceğim ve national geographic’in kedi gözlü kızına benzeyen başka bi kız ise kucağında kendisi gibi giydirdiği çöpçü ya da mevsimlik işçi bebeğiyle eve dönüş metrosunun, bulunduğum vagonuna bindiğinde, ‘çöplük’ romanından biri sandım kendisini. herhalde en fazla 22 olduğunu, ne kadar pis koktuğunu, oturmak için izin isterken ve rica edilerek verilen izne teşekkür ederken nasıl hem bu kadar nazik olup hem de nasıl bu kadar pis koktuğunu düşündüm uzun uzun. karşıma oturdu. biraz da potansiyel mesleki meraklarla zevkle incelediğim ikisi o kadar kötü kokuyolardı ki karşılarından kalktım ve incelememe mümkün olduğunca uzak bi köşeden devam ettim.

çocukluğumun tek trt’li yıllarının önemli kadınlarından nuray yılmaz, hala orası senin burası onun dolaşıp duruyo. dolaşamayan biri olarak hiçbi’yer benim diil. bartın’da kendisi şu an paket yayınında. yöresel yemekleri hazırlamış, yöresel; fakat bu çekim için çok süslenmiş kadınlarla sohbet halinde. kadınlarla çoktan minimum düzeye indirdiğim ilişkim, yemekle birlikte söz konusu olduklarında ‘oldukça sınırlı’ bile denemiycek düzeyin bile altında tabii ki. nuray yılmaz’ın hala dolaşıyo olması, hala aynı havayla sözcükleri yaya yaya konuşması, nefret ettiğim zeynep oral’laşıcam biraz ama ‘hayatın güzelliklerinden’.

gaypoint’in sayfa düzeniyle ilgili bazı sıkıntılar baş gösterdiğinde gerilmedim diil. giderilmiş olmasında fh’nin yol gösterici yardımını unutamam.

“zaman düşer ellerimden yere” ve “oradan tahtaboşa”…

drs'nin bulduğu bi haberle uğraşıyo aklım bi yandan da. yamuldum diyebilirim karşısında: alman bilimcilerden biri 614 yılıyla 911 yılı arasından sürecin hiç yaşanmadığını, orta çağ kilisesinin bi sabah uyandığında takvimi 297 yıl ileri aldığını ve bu tarihten devam ettiğimizi iddia etmiş. dayanakları çokmuş. ve aslında biz 2006’da diil, 1708’deymişiz!
haberi okuduğumdan beri, ‘village’in öyküsündeki yaratıcı buluşu da düşünüp duruyorum. yeni takvim, yeni dünya yaratmak.

kışkırtıcı şeyler.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home

<
 8o  XML� 
Image Hosted by ImageShack.us