OTUZ DÖRT ÇEKSİN

uyandığımda bazı şifrelerimi unutmuştum!
bazen ner’deyse bembeyaz bi kağıt gibi yapıyorum açılışı. insan uyurken kendini kaybeder mi? kaybetmez aslında. kaybetmemeli ya da. yani eve her girdiğinde, ‘nerde acaba bu elektrik anahtarı?’ diye sorucağın bi şey haline döndürmemelisin hayatını. bu yüzden arada tekrarlar yapıp unutmanın önüne geçmeli. yatmadan önce; “ilk kez şur’da - şununla sevişmiştim, cüzdanda tuttuğum eski simkart’ın pin kodu yok - bu yüzden ‘neydi bunun pin kodu, hay allah!’ diye kudurma, tak ve aç, ev telefonum şu, öteki de bu, adsl kullanıcı adım bi’şey tire bi’şey tire sonra adımın ilk dört harfi tire – şifresi de anne baba evinin telefon numarası ama sonunda da ‘a’ var” gibisinden tekrarlar unutmanın önüne geçicektir. unutmanın önüne geçerken uykunun amına koymansa seni bağlar, bana giren çıkan yok!
uzun yıllar önce edindiğim bi mail adresimin şifresi -ki aklıma gelen bi pisliği uygulamak için bu mail adresine ihtiyacım olarak uyandım- unutulmuş.
hatırlanamıyo. anneannemin telefon defterleri, ‘zeliha hanım’ın üst komşusunun görümcesi – 590 66 76’ gibi kayıtlarla doludur. adlar hiç bilinmediği gibi; sıfırlar, altı; beşler, üç – yer yer de yumuşak g; biçiminde okunmaya müsait işaretlerle adeta şifrelenmiştir. buna rağmen hiç sıkıntı çekmeden kullanır o defterleri. belki de böyle bi yönteme gidilmeli; ‘22 mayıs 2003’te porno sitelere girişte kullanmak üzere aldığım mail adresimin adı – şifresi’ gibi notlar alınmalı. tabii o notlar daha sonra kaybedilmemeli. en kaybedilmemesi gereken şeylerin biriktirildiği kutucuklar oluşturulmalı hatta. fakat en kaybedilmemesi gereken şeylerden bazıları, en gizli şeyler olduğundan bu kutucuklar, sonradan neresi olduğu unutulmıycak yerlere saklanmalı.
görüldüğü gibi, herhangi bi yolu yok unutmamak yoluyla kaybetmemenin!
söz konusu mail adresinin şifresi hatırlanamadığı gibi, başka ve bi süredir uğranmayan ama çok önemli yazışmaların bulunduğu başka bi mail adresinin şifresi de hatırlanamıyo. hatırlanamayan ilk adreste u2e ile ilk yazışmalar var. çok önemli. adrese girilememesi kişisel tarihimin bi bölümüne ulaşılamaması, hafızanın kaybedilmesi gibi. ki u2e’nin kayıt tuttuğunu hiç sanmıyorum. kendisi gayet eserikli olduğundan, boş olduğu bi zamanda toplu temizlikler yapmış, mail kutusunu maziden arındırmış olabilir. ikinci adresse daha uzun süre kullandığım ve nerdeyse bi’kaç yılın tüm yazışmalarının bulunduğu, ayrıca kaybedilmemesi gereken bazı dosyaların saklandığı, yine çok önemli bi adres.
‘bi daha yap.’ dense yapamıycağım rasgele yolları kullandığım sinir bozucu, uzun bir sürecin sonunda iki mail adresine girmeyi de başardım. ilkinin içindeki tüm veriler silinmiş, ikincisininkiler ise yerli yerinde.
pazar böyle başladı.
düşüncem şudur: gün, otuz dört saat olsun. on iki saatinde uyuyalım. geriye kalır yirmi iki. onun da iyimser bi hesapla sekiz saatine iş desek, on dört saat bize kalsın.
hızlıca kotarılmış yemek hadisesi, u2e’nin telefonu, u2e’nin gelmesi, sohbet edilmesi, u2e’nin ilk mailleşmelerimizi tuttuğu adresine girmeyi denemesi, girebilmesi, ama tüm mesajları silinmiş bulması… böylece ikili geçmişimizin bi kısmı kayıp. söz uçar, yazı kalmaz!
yarın iş. uyumasam mı? yarın ne bok yiycem uyumazsam?
gün, otuz dört saat olmalı.
bazen ner’deyse bembeyaz bi kağıt gibi yapıyorum açılışı. insan uyurken kendini kaybeder mi? kaybetmez aslında. kaybetmemeli ya da. yani eve her girdiğinde, ‘nerde acaba bu elektrik anahtarı?’ diye sorucağın bi şey haline döndürmemelisin hayatını. bu yüzden arada tekrarlar yapıp unutmanın önüne geçmeli. yatmadan önce; “ilk kez şur’da - şununla sevişmiştim, cüzdanda tuttuğum eski simkart’ın pin kodu yok - bu yüzden ‘neydi bunun pin kodu, hay allah!’ diye kudurma, tak ve aç, ev telefonum şu, öteki de bu, adsl kullanıcı adım bi’şey tire bi’şey tire sonra adımın ilk dört harfi tire – şifresi de anne baba evinin telefon numarası ama sonunda da ‘a’ var” gibisinden tekrarlar unutmanın önüne geçicektir. unutmanın önüne geçerken uykunun amına koymansa seni bağlar, bana giren çıkan yok!
uzun yıllar önce edindiğim bi mail adresimin şifresi -ki aklıma gelen bi pisliği uygulamak için bu mail adresine ihtiyacım olarak uyandım- unutulmuş.
hatırlanamıyo. anneannemin telefon defterleri, ‘zeliha hanım’ın üst komşusunun görümcesi – 590 66 76’ gibi kayıtlarla doludur. adlar hiç bilinmediği gibi; sıfırlar, altı; beşler, üç – yer yer de yumuşak g; biçiminde okunmaya müsait işaretlerle adeta şifrelenmiştir. buna rağmen hiç sıkıntı çekmeden kullanır o defterleri. belki de böyle bi yönteme gidilmeli; ‘22 mayıs 2003’te porno sitelere girişte kullanmak üzere aldığım mail adresimin adı – şifresi’ gibi notlar alınmalı. tabii o notlar daha sonra kaybedilmemeli. en kaybedilmemesi gereken şeylerin biriktirildiği kutucuklar oluşturulmalı hatta. fakat en kaybedilmemesi gereken şeylerden bazıları, en gizli şeyler olduğundan bu kutucuklar, sonradan neresi olduğu unutulmıycak yerlere saklanmalı.
görüldüğü gibi, herhangi bi yolu yok unutmamak yoluyla kaybetmemenin!
söz konusu mail adresinin şifresi hatırlanamadığı gibi, başka ve bi süredir uğranmayan ama çok önemli yazışmaların bulunduğu başka bi mail adresinin şifresi de hatırlanamıyo. hatırlanamayan ilk adreste u2e ile ilk yazışmalar var. çok önemli. adrese girilememesi kişisel tarihimin bi bölümüne ulaşılamaması, hafızanın kaybedilmesi gibi. ki u2e’nin kayıt tuttuğunu hiç sanmıyorum. kendisi gayet eserikli olduğundan, boş olduğu bi zamanda toplu temizlikler yapmış, mail kutusunu maziden arındırmış olabilir. ikinci adresse daha uzun süre kullandığım ve nerdeyse bi’kaç yılın tüm yazışmalarının bulunduğu, ayrıca kaybedilmemesi gereken bazı dosyaların saklandığı, yine çok önemli bi adres.
‘bi daha yap.’ dense yapamıycağım rasgele yolları kullandığım sinir bozucu, uzun bir sürecin sonunda iki mail adresine girmeyi de başardım. ilkinin içindeki tüm veriler silinmiş, ikincisininkiler ise yerli yerinde.
pazar böyle başladı.
düşüncem şudur: gün, otuz dört saat olsun. on iki saatinde uyuyalım. geriye kalır yirmi iki. onun da iyimser bi hesapla sekiz saatine iş desek, on dört saat bize kalsın.
hızlıca kotarılmış yemek hadisesi, u2e’nin telefonu, u2e’nin gelmesi, sohbet edilmesi, u2e’nin ilk mailleşmelerimizi tuttuğu adresine girmeyi denemesi, girebilmesi, ama tüm mesajları silinmiş bulması… böylece ikili geçmişimizin bi kısmı kayıp. söz uçar, yazı kalmaz!
yarın iş. uyumasam mı? yarın ne bok yiycem uyumazsam?
gün, otuz dört saat olmalı.

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home